Reklam
Kemalettin AKSOY

Kemalettin AKSOY

Peygamberimizin Çocuk Sevgisi -1

00 0000 - 18:57

Alemlere rahmet olarak gönderilen” Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in tüm insanlığa örnek olan şefkati, merhameti ve mü’minlere olan düşkünlüğü; çocuklara olan tavrında da çok yoğun olarak görülmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.) hem kendi çocukları ve torunları, hem de ashabının çocukları ile çok yakından ilgilenmiş, doğumlarından isimlerinin konmasına, sağlıklarından ilimlerinin artmasına, giyimlerinden oynadıkları oyunlara kadar pek çok tavsiyelerde bulunmuş, hatta bizzat yol göstermiş, onlarla ilgilenmiştir.               

Peygamberimiz (s.a.v.), çocuklarına, torunlarına, ashabının çocuklarına ve tüm doğan çocuklara hep dua etmiştir. Onları severken ya da onların oyunlarını izlerken, onlar için Allah’tan hayırlı ve uzun bir ömür; ilim, hikmet ve iman istemiştir. Torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e her vesilede dua etmiş ve bu duasının, Hz. İbrahim’in, Hz. İshak ve Hz. İsmail için ettiği dua, olduğunu belirtmiştir. [1]

Hz. Aişe (r.a.) : “Yeni doğan çocuklar, Hz.Peygamber (s.a.v.)’e getirilirdi. O da bunlara mübarek olmaları için dua eder, tahnikte bulunurdu” buyurmaktadır.[2] Tahnik; çocuk doğduğu zaman sağ kulağına ezan, sol kulağına ikamet okumak ve ilk gıda olarak damağına hurma sürmek demektir. Peygamberimiz (s.a.v.) kendisine getirilen yeni doğan bebeklere  hayır duada bulunur ve damağına hurma sürerdi.

Enes b. Malik (r.a.): “Aile fertlerine karşı ondan daha şefkatli ve merhametlisini görmedim”[3] diyor. Bütün insanları kucaklayacak kadar şefkatli ve merhametli idi. Hem aile fertlerine hem de bütün insanlığa karşı müstesna bir sevgiyle doluydu. Kendisinin erkek  çocukları küçük yaşta ölmüştü. Mariye validemizden olma en son çocuğu İbrahim de fazla yaşamadı. İbrahim hayatta iken Peygamber (s.a.v.), onca işine rağmen bakıcısının yanında ve gözetiminde olan İbrahim’i ziyaret eder, onu kucağına alır, öper, okşar, koklar ve severdi. Sonra evine dönerdi.[4] Vefat ettiği zaman İbrahim’i kucağına alıp, bağrına basarak gözleri yaşlı olarak hüznünü ifade etmişti. Sahabiler, Allah Resülünün bu haline şaşırınca, O da şu cevabı vermişti. “Gözler yaşarır, kalpler mahzun olur, fakat biz, Allah’ın hoşnut olduğundan başka bir şey söylemeyiz, Ey İbrahim! senin ayrılığın gerçekten bizleri mahzun etti ” [5]

Torunları Hasan ve Hüseyni sırtına ve omuzlarına alıp dolaştırırdı. Peygamber olan bir insanın bunu yapması mümkün müydü? O tereddütsüz bunu severek yapardı. Yine bir gün torunları Hasan ve Hüseyin O’nun sırtında iken, Hz. Ömer, Peygamber (s.a.v.)’ in hanesine girdi. Onları böyle şerefli bir yerde, Peygamberimizin sırtında  görünce, “Ne güzel bineğiniz var!” dedi. Bunun üzerine Allah Resülü de: “Onlar da ne güzel süvarilerdir” buyurdu.[6]

 Hz. Peygamber (s.a.v.), “Çocuğu olan onun hatırı için onunla çocuklaşsın"[7] diyerek, anne babalara çocuklarını bizzat eğlendirmelerini  ve  onlarla ilgilenip çocuklara zaman ayırmalarını tavsiye etmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) çocukların yüzme, koşu, güreş gibi oyunları öğrenmelerini ve bu sporlarla meşgul edilmelerini de tavsiye etmiş, hatta torunlarını ve çevresindeki ashabının çocuklarını spor yapmağa teşvik etmiştir. 

 

             Peygamberimiz (s.a.v.) ’in çocuklara olan sevgisine, onlarla  şakalaştığına dair şu örnekleri görüyoruz; "Bir grup ashab ile birlikte  Resulullah, davet edildiği bir yemeğe giderken, yolda torunu Hüseyin’e rastladılar. Hz. Hüseyin çocuklarla oyun oynuyordu.

“Resulullah (s.a.v.) torununu görünce onu tutmak için ellerini açtı. Hz. Hüseyin ise sağa sola kaçmaya başladı. Resulullah da onu taklit ederek, sağa sola koşarak,  onu tutuncaya kadar peşinden koştu. Yakalayınca ellerinden birini çenesinin altına, diğerini de ensesine koyup öptü ve  “Hüseyin bendendir. Ben de Hüseyin’denim. Kim Hüseyin’i severse Allah da onu sevsin. Hüseyin torunlardan bir torundur” buyurdu." [8]

 

  Torunları Hasan ve Hüseyin’i o kadar çok severdi ki, bu sevgisi hakkında şöyle buyurmuştur: “Allah’ım!  ben o ikisini seviyorum, Sen de sev, onları seveni de sev.”[9] Yine torunları ile ilgili olarak, “Hasan ve Hüseyin’i seven beni sevmiş, onlara kin tutan bana kin tutmuş olur.”[10] Yine torunlarını öpüp kokladığı reyhana benzetiyor ve buyuruyor : “Onlar benim dünyada öpüp kokladığım  iki reyhanımdır."[11]

Hz. Enes (ra)’in bildirdiğine göre: Resulullah (sav), "dünyadaki iki reyhanım" dediği torunları Hasan ve Hüseyin’i sık sık yanına çağırtıp onları koklar ve bağrına basardı.[12]  Torun sevgisi de Peygamberimizde zirve yapmıştı.

Peygamberimiz (sav), Hasan ve Hüseyni sevdiği gibi, kızı Zeynep’in kızı Usame’yi de severdi. Çoğu zaman dışarı çıkarken Usame’yi omuzlarına alırdı. Hatta bazen nafile namaz kılarken bile onu omuzlarına alır, secdeye vardığında Usame’yi yere bırakır, bitirdiği zaman tekrar onu omuzlarına alırdı.[13]

Peygamberimiz (sav) özellikle kız çocuklarına özel bir ilgi, sevgi ve şefkat gösterirdi. Yolda karşılaştığı çocuklara selam verir, onların hal ve hatırını sorardı. Peygamberimizin çocukları okşayıp sırtına alması, bağrına basması, onlarla şakalaşması Onun çocuklara nasıl bir tutum ve davranış sergilediği hakkında bizlere fikir vermektedir. O, çocukların dili ile konuşmakta ve onların dünyalarına girerek sevgi dolu bir yaklaşım sergilemekteydi. [14]                

Kız çocuklarının doğar doğmaz, diri diri toprağa gömüldüğü bir dönemde Peygamber olarak görevlendirilen Hz. Muhammed (s.a.v.), kız çocuklarını da erkek çocuklardan ayırmamak gerektiğini, kız çocuklarını öldürmenin günah olduğunu bildirmiş ve hepsine eşit sevgi ve ilgi göstererek, topluma bu konuda güzel bir örnek olmuştur. Peygamberimiz (s.a.v.)’in kız çocuklarına nasıl davranılması   konusunda vurguladığı sözlerinden biri şudur:

 

 "Kimin kız çocukları olur ve onları (geçindirmede) sabır ve tahammül gösterirse, onlar o kimse için cehenneme siper olur."[15] Kız çocukları konusunda Peygamber (s.a.v.) Efendimiz  bizlere şu müjdeyi vermektedir:

“Kimin bir kız çocuğu olur da, onu toprağa gömmez, hor görmez ve erkek çocuğunu ona tercih etmezse, Allah onu cennete koyar”.[16] Kız çocuğunu iyi yetiştirip terbiye etmek konusunda da Peygamber (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmaktadır:

“Her kim iki kız çocuğunu yetişkinlik çağına gelinceye kadar büyütüp terbiye ederse, kıyamet günü o kimseyle ben şöyle yan yana olacağız”.[17]

 Küçük yaşta ölen çocuklardan dolayı anne-babanın mükafatını da şöyle müjdelemektedir.

 “Henüz ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğu ölen her Müslümanı Allah, çocuklara olan rahmet ve şefkati sebebiyle cennetine koyar.”[18] Konu ile ilgili dikkatinizi çekeceğine inandığım bir başka Hadis-i Şerif’de şöyledir:

“Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teala meleklerine hitaben: “ Kulumun çocuğunun ruhunu mu aldınız!” Buyurur. Melekler:

 - “Evet  Ya Rabbi! Diye cevap verirler. Allah Teala:

“Onun gönül meyvesini mi kopardınız?” Buyurur. Melekler :

“ Evet Ya Rabbi !”  derler.  Allah ü Teala hazretleri:

-Peki  kulum ne dedi?” buyurur.  Bunun üzerine melekler şöyle cevap verirler:

-“O Sana hamd etti ve biz Allah için varız, O’na döneceğiz, diyerek yalnız Sana iltica etti”.

Bunun üzerine Alla ü Teala şöyle buyurur:

-“ Bu kulum için cennette bir ev inşa edin ve adını da Beytü’l Hamd (Hamd Evi) koyun”. [19] . Allah sabredenlerden olmayı bizlere de nasip eylesin.

 Devam edecek… 

                                                                                                               Kemalettin AKSOY

                                                                                                   Bayburt İl Müftüsü



[1] Canan, İbrahim, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve şerhi

[2] Canan, Kütüb-ü Sitte, Hadis no:140

[3] Müslim, Fedail; 63

[4] Müslim, Fedail; 62

[5] Buhari,Cenaiz;44;  Müslim,Fedail;62; İbn-i Mace, Cenaiz; 53; Ebu Davud, Cenaiz; 28

[6] Kenzu’l-Ummal, XIII, 650

 

[7] Buhârî, Edep;81  

[8] Canan, XVI, 619

[9] Buhârî, Libâs;60;  Müslim, Fedâilu’s-Sahabe; 57-59; İbn-i Mâce, Mukaddime;11; Tirmizî, Menâkib;30

[10] Ahmed b.Hanbel, Müsned, II, 2888 (531)

[11] Buhârî, Fedâilu’s-Sahâbe; 22; Edep,18; Tirmizî, Menâkib, 30

[12] Buhari, Menâkıp; 22 

[13] Buhârî; Salat;106; Müslim, Mesâcid.;41

[14] D.İ.B’in 23.04.2004 tarihli Cuma Hutbesi

[15] Buhârî, Zekat;10

[16] Ebu Davut, Edep; 121

[17]  Müslim, Birr; 149

[18]  Buhârî, Cenâiz; 6

[19] Tirmizî, Cenâiz; 36

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar