Reklam
Prof.Dr.Orhan ÇEKER

Prof.Dr.Orhan ÇEKER

İslam Hukuku

Aile Hukuku

03 Ekim 2019 - 22:20 - Güncelleme: 06 Ekim 2019 - 18:55

Feminizm aslında Avrupa’da çıktığı zaman haklı bir sebebe dayalı olarak ortaya çıktı. Yanı sıra haksız sebebi de vardı. Avrupa’da kadın insandan sayılmıyordu, hatta 1850’lerde bile kadın şeytan sayılıyordu. Dolayısıyla feminizm insan sayılma hareketi olarak başlamıştır. Fransa Fransız ihtilalinden sonra işçi lazım oldu, kadın gücünden istifade edilmek istendi. Çalıştırmak insan sayılması lazımdı kadının. İnsan yerine koydular ve çalıştırmaya başlattılar.

Kadının batıda insan sayılması ekonomik sebebe dayanır. Daha sonra kadın hakları ortaya çıktı. Kadınlar haklarını aldılar, aldılar ama haklarını tam aldıkları noktada durmadılar. İşte bu noktada İslam ile karşı karşıya geldiler. Bu akımın söylemi nedir? Kadın hakları. Kadın haklarını söylediğiniz zaman kadın sorumlulukları yoktur demeye getiriyorsunuz. Feministim diyenlerle sohbet ettiğimiz zaman kadın sorumluluğu dediğimiz zaman kimyaları bozuluyor. Onlara göre kadın sorumluluğu yoktur, kadın suç işlemez. Biz bunlara diyoruz ki geliniz kadın hakları başlığından vazgeçin insan hakları adında bir üst başlığa geçin.

Dolayısıyla kadına zulmedildiği zaman insan hakları ihlal ediliyor diye karşı çıkalım. Eğer insan hakları derseniz sadece kadın haklarını savunmazsınız, bunun yanında çocuk hakları var.
Veda hutbesini tekrar hatırlatayım, bir insan vedalaştığı zaman en çok önem verdiği şey üzerinde durur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin üzerinde durduğu birkaç meseleden biri de kadın haklarıdır. Kadının hakkı olduğu gibi sorumluluğu da vardır. Bizim kadın haklarının yanında kadının sorumluluğunu da gündemde tutmak zorundayız. Feminist bir hukukçuya dedim ki hukuk mantığına göre sorumluluğu olmayan insan kimdir?

Hukuk mantığına göre hakkı olan sorumluluğu olmayan ya çocuktur ya da delidir. Dedim ki bir insan olarak kadını kamil bir şahsiyet olarak ortaya koymak istiyorsanız sadece haklarından değil sorumluluğundan da bahsediniz ki eda ehliyeti tam olmuş bir insanı savunmuş olursunuz. Farkında olmadan sadece kadın haklarından bahsederek sorumluluğunu hiç gündemde tutmayarak kadını çocuk yerine koyuyorlar, hatta deli yerine koyuyorlar, farkında değiller. İslam kadına kamil bir insan gözüyle baktığı için haklarının yanında sorumlulukları da vardır. Sorumluluk meselesi feminizmin kültüründe olmadığı için bunu söyleyince adam zıvanadan çıkıyor. Sorumluluk kültürü olmayan bir kadın evlenince kadın sorumluluğu olmadığı ve erkek düşman gözüktüğü için erkek ile kadın karşı karşıya geliyor. Gelin olarak çıkacak kıza tembih ediyorlar; sakın ha eğilmeyeceksin vb. isyana hazır bir şekilde topluma sunduğumuz için geçimsizlik ortaya çıkıyor. Ama peygamberimiz aleyhisselama bakıyoruz, kadının sorumluluğu var. hak ve sorumluluk dengesi olarak ortaya koyduğumuz zaman İslam’ı ortaya koymuş oluruz ve bu anlayış piyasaya sürülen anlayışla ters düştüğü için yadırganıyor ve biz de farkında olmadan o yadırgamaya taraf çıkıyoruz. O konuda ters düşen hadisle karşılaştıklarında ha bu ataerkil toplumun ortaya koyduğu üründür, hadis değildir, derler. Bize peygamberimiz aleyhisselam ne dediyse ama demeden teslim olmak zorundayız. Kurtuluşumuz bundadır. Ailenin kurtuluşu da peygamberimiz aleyhisselamın tavsiye ettiği, ortaya koyduğu ilkelere dönmekle olur.

Bunun dışında olmaz. Yoksa kadın erkek birbirine düşman gibi görülür. Hakkımdır, hakkımdır diye söyler durur. Sorumluluktan hiç haberdar olmaz. Sorumluluğu olmadığı zaman da anneliği unutur bu sefer. Annelik unutulunca bu sefer nesil bozulmaya başlanır.
Biz şu noktada hiç değilse kendimiz feminizm nedir, ne değildir? Bir inceleyelim. İslam’da hangi ilkelerle ters düşüyor? Bunları ortaya koyalım ve hiç farkında olmadan ne kadar feministçe düşünüyormuşuz diyerek kendimizi tespit edelim. Yeniden İslam’ın aileyle ilgili ilkelerini sunmak durumundayız. Israrla bunda mahcubiyet de hissetmeden doğrusu budur diye onu savunalım. Kimileri diyor ki filanlara karşı filan hadisleri savunamıyoruz, filan ayetleri savunurken mahcup oluyoruz. Arkadaşlar bu tavır Allah’ın sevdiği bir tavır değildir. Mü’min her zaman azizdir. İzzet Allah’a aittir,

Rasûlüne aittir. Mü’minlere aittir. Bir gayri müslime karşı mü’min azizliğini unutursa onun karşısında komplekse düşer, el ayak ovuşturmaya başlarsa Allah ona gazap eder. Çünkü kişi orada kendisini temsil etmiyor, Allah’ı temsil ediyor. Öyleyse sen orada el ovuşturamazsın. Aziz olan sensin. Ve peygamberin getirdiği ilkeler en üstünüdür. Sen onun karşısında kendini güçlü ve aziz olarak görmen gerekmektedir.
Prof. Dr. Orhan ÇEKER