MÜ'MİN'in BAHARI: KIŞ MEVSİMİ
Reklam
Prof.Dr.Orhan ÇEKER

Prof.Dr.Orhan ÇEKER

İslam Hukuku

MÜ'MİN'in BAHARI: KIŞ MEVSİMİ

28 Haziran 2018 - 00:51

Efendimiz s.a.s “Kış mü’minin baharıdır: Gecesi uzundur namaz kılmaya müsait, gündüzü kısadır oruç tutmaya müsit” buyurur.

Kış mevsimi bu hadisi şerife bakıldığında sanki ibadet için yaratılmıştır. Kışın günahlar azalır, ibadet çoğalır, yazın günahlar çoğalır ibadet azalır. İnsanda ruh ve maneviyat ağırlıkta ise kış mevsimine girerken içinde otomatik bir neş’e hisseder. Yaza doğru girerken de içinde gelecek kışa özlem duyar. Bu kişi kışın gelişini müjdeli haber gibi bekler durur. İnsanda maneviyat değil de nefis egemen ise yaza doğru girerken içi açılır, kışa doğru girdikçe içi kararmaya başlar. Güz mevsimi ortalanıp havalar karardı mı bu insanın içini de kara bulutlar kaplar. Doktorlar, güz aylarında depresyonda neredeyse patlama yaşıyoruz diyorlar. Şimdiden söyleyelim ki; insanımız ibadete alışkın hale gelirse bu depresyon görülmez olur.

Eylül ayının sonunda saatler geriye alındığı günler mü’minin baharının başlangıcıdır. Artık yaklaşık 6 ay mü’minin baharı devam edecek demektir. Hele bu aylar bir de mübarek aylara (receb, şa’ban, ramazan) denk gelirse mü’minin baharı zirve yapar. 6 ay içerisinde baharın üst seviyeye çıktığı aylar kasım, aralık ve ocak aylarıdır. Bu aylar içinde de aralık ayı zirve aydır. Edebiyatta şeb-i yelda denilen en uzu gece (aralık 23), baharın şahikası olur.

Peki, bu baharda biz mü’minleree düşen nedir? Mü’min bu baharda fırsatı değerlendirmelidir. Düşünün ki akşam ile yatsı namazı arasında 12 saatten fazla zaman var. Bu saatler uyku ile bitmeyeceğine göre mü’min bunu israf etmemelidir. Seher ve sihir kelimeleri aynı kökten türer. Bu demektir ki seher vakti büyüleyici vakittir. Bu büyüleyici saatleri taze abdest, istiğfar, namaz, zikir… gibi amellerle dolu dolu geçirmeli ve muhakkak tüm mü’minlere çok dua etmelidir.

Dinimizde gece akşam namazı ezanı ile yani güneşin batışı ile başlar, imsak vakti ile son bulur. Ayetler ve hadisler mü’minin gecesini 3’e ayırır. Son üçte 1’i seheri oluşturur. Bu saatlerde ibadet ve zikrin kıymetini ancak ALLAH bilir.  Çünkü karanlıktaki ibadette zerre miktar riya olmaz, ihlas tam olur. Maalesef televizyonlu gece hayatı, mü’mini gecenin 2. 1/3’inin neredeyse meşgul ediyor. Mü’min en kıymetli saatlerde uykuya dalıyor ve belki de sabah namazı kazaya kalıyor. Hâlbuki gecenin 2. 1/3’ini Dinimiz mecburen uykuya ayırmıştır. Bu saatlerde ancak kamu hizmeti görenler uyanık kalabilir. Gece hayatımız ne kadar değişmiş, İslam’ın tavsiyelerine aykırı düşmüş. Gecenin son 1/3’inde mü’min ayakta olmalı ve nihayet geceyi vitir namazı ile noktalamalıdır. Vitir, yatsıya bitişik bir namaz değil, gecenin son namazıdır. Bu feyizli saatlerde tüm mü’minlere gıyabi duayı unutmamak gerekir. Gıyabî duaya melekler de katılır ve dua edene dua etmeye başlarlar. Öyleyse melekleri kendimize dua ettirmek istiyorsak, gıyaben mü’min kardeşlerimize dua etmeliyiz. Ayrıca insanı manevi varidata hazırlayan şey bu saatlerdeki ibadet ve zikirdir. ALLAH Teâla, Efendimize ağır sözleri vahyetmeden önce bu saatlerde ibadet etmesini ve aslında çok ağır olan vahye hazırlanmasını emretmiştir. (Müzzemmil, 1-5). Mü’min, baharı fırsat bilip bu emirden hisse almayı hesap etmelidir.

Dua ve selam ile

 

  Prof.Dr. Orhan ÇEKER

İslam Hukuku Profesörü

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum