Mevlid-i Nebi coşkusu İstanbul'da başladı

18 Kasım 2018 - 14:50 - Güncelleme: 18 Kasım 2018 - 22:42

Diyanet İşleri Başkanlığı’nca Peygamber Efendimizin veladeti münasebetiyle düzenlenen 2018 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası’nın açılış programı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul’da yapıldı.

Sinan Erdem Kapalı Spor Salonunda düzenlenen programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Bakanlar ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş katıldı.

Kur'an-ı Kerim tilaveti, sala ve salavat-ı şerifler ile başlayan programda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,"Diyanet İşleri Başkanlığımızı siyasi tartışmaların malzemesi yapma girişimlerini tasvip etmediğimi belirtmek istiyorum. Diyanet camiamızı üzecek, milletimizle diyanet mensuplarının arasını açacak, tartışmaların hiç kimseye bir faydasının olmadığını düşünüyorum." dedi.

Erdoğan, bin yıldır milleti ayakta tutan değerlerin bizzat bu ülkenin yöneticileri tarafından gerilik emaresi olarak yaftalanarak hor ve hakir görüldüğünü anlattı.

Erdoğan, asırlar boyunca İslam'ın sancaktarlığını yapmanın gururunu yaşayan bir milletin torunlarının öz yurdunda garip, öz yurdunda parya haline getirildiğini dile getirerek, "Bu ülke camilerin ağırlara çevrildiği, ihmalkarlıktan yıkıldığı, sırf birilerine şirin gözükmek için kapılarına kilit vurduğu günler yaşamıştır. Bu millet ilim, irfan, hikmet sahibi alimlerine zulmedildiği, Kur'an eğitiminin dahi ancak gizli, saklı bir şekilde verilebildiği karanlık yıllara şahitlik ettik. İnsanların sakalından, kılık kıyafetinden dolayı takibata uğradığı dönemlerden geçtik. Kız çocuklarının başörtüleri sebebiyle üniversite kapılarından geri çevrildiği, üniversite kapılarında ikna odalarının kurulduğu utanç sahnelerine şahit olduk. Türkiye, üstadın ifadesiyle Allah ve ahlak demenin yasak olduğu, din adına ne varsa her şeyin yer altına itildiği günleri gördük." diye konuştu.

Gençliklerinin ilericilik adına zifiri bir karanlığın, modernlik adına faşizmin, Batılılaşma namına din ve millet düşmanlığının hüküm sürdüğü bir atmosferde geçtiğini dile getiren Erdoğan, bunları yaşadıklarını aktardı.

"Bunun mücadelesini vermek benim asli görevim"

Erdoğan, bu ülkenin gençlerinin sağcı-solcu denilerek birbirlerine kırdırıldığını belirterek, "Yüreği vatan ve millet sevgisiyle dolu körpe fidanların umutları çalındı. 21. yüzyıl Türkiyesi'nde kendi çocuklarımızı ülkemizdeki üniversitelerde okutamamanın hüznünü bizzat yaşadık. Ben bunu bir baba olarak yaşadıysam, bunun mücadelesini vermek benim asli görevimdir. Şu anda da bu mücadeleyi veriyorum. Ama Rabbime hamdolsun bu işi aştık" ifadelerini kullandı.

Şimdi de bu işi artık daha ileri taşımak gerektiğini vurgulayan Erdoğan, göreve geldikleri andan itibaren de tüm enerjilerini ülkeyi bu kesif atmosferden kurtarmak için harcadıklarını söyledi.

Erdoğan, 16 yıldır  mesailerinin kahir ekseriyetini Türkiye'yi özgürleştirmek, medeniyet değerleriyle barıştırmak, yokların, yoksulların, yasakların ülkesi olmaktan çıkarmak yolunda kullandıklarına dikkati çekerek, "Hamdolsun şu anda koskoca Almanya'nın üniversitelerinde 3 milyon genç okuyor ama bizim üniversitelerimizde şu anda 8 milyon genç okuyor. Nitelik itibariyle eksiklerimiz yok mu? Var ama onu da 5-10 yıl içinde Allah'ın izniyle aşacağız. Onu da kazanacağız." dedi.

"Her türlü fikrin serbestçe dillendirildiği bir iklimde yaşıyoruz"

Milletin desteği ve dayanışmasıyla tüm bu konularda çok önemli başarılara imza attıklarını ifade eden Erdoğan, bu günü 16 yıl öncesiyle karşılaştırdıklarında her açıdan daha özgür, daha ileri, daha müreffeh bir Türkiye'ye kavuştuklarını gördüklerini anlattı.

Erdoğan 2002'nin Türkiyesi ile 2018'in Türkiyesi'ni karşılaştırdıklarında yasaklardan ziyade özgürlüklerin konuşulduğu,  teröre ve şiddete bulaşmadığı sürece her türlü fikrin serbestçe dillendirildiği bir iklimde, böyle bir ülkede yaşadıklarını kaydetti.

Bugün 5 tane millet bahçesi açtıklarını hatırlatan Erdoğan, "Onlarla birlikte millet kıraathanelerini açtık ve gerek millet bahçelerinde, gerek millet kıraathanelerinde oralarda derslerini çalışan, kitaplarını okuyan gençlerimizi gördüm. Rabbime hamdolsun bu daha da gelişerek devam edecektir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, asıl görevlerinin şimdi başladığına vurgu yaparak şöyle devam etti:

"Millet olarak en zor imtihanla asıl şimdi yüzleşiyoruz. Şayet geleceğe serptiğimiz tohumları layıkıyla yetiştiremezsek gençlerimizi istikbale hazırlayamazsak verdiğimiz emeklerin tamamı boşa gidecektir. Gençlerimize Peygamber Efendimizin kutlu mirasını, onun örnek yaşantısını anlatmamız, hepsinden öte sevdirmemiz gerekiyor. Sünnet-i seniyyeyi merkeze almayan, Resulullah'ın hayatından beslenmeyen bir yaşantının İslami olması da mümkün değildir. Peygamber Efendimizin nuruyla aydınlanmayan bir kalbin varacağı yer her gün yeni bir ambalajla sunulan sapkın ideolojilerin bataklığıdır. Biz gençlerimize sahip çıkmazsak İstikbalimizi karartmayı hedefleyenler onları farklı tuzaklarla ağlarına çekeceklerdir.  Bizim gençlerimize güvenmemiz, tıpkı Resul-i Ekrem gibi onlara inanmamız, itimat etmemiz gerekiyor, gençlerimizin gönül dünyalarını mamur etmek için öncelikle onlarla hemhal olmalı, onları yargılamadan önce anlamalı, onların dilini, ilgilerini, dünyalarını kavramaya çalışmalıyız. Gençleri zapturapt altına almak yerine karakterlerini, inşa edebilecekleri ilim, bilim, yabancı dil, spor, sanat, edebiyat, diplomasi, siyaset ve yönetim gibi alanlarda yeteneklerini geliştirebilecekleri imkanlar sunmalıyız. Nebevi metoda uygun bir şekilde gençlerimize sabır ve şefkatle yaklaşarak onlara kulak vermeliyiz, gençleri asla küçümsememeli, kişiliklerini basite almamalı onlara hep iyi örnek olmalıyız."

"Hatasız kul olmaz" diyen Erdoğan, eksikten, kusurdan münezzeh olanın sadece Yüce Mevla olduğunu kaydetti.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Gençlerimizin olduğu gibi bizim de yanlışlarımızın, hatalarımızın, noksanlıklarımızın olması hayatın bir gereğidir, gerçeğidir. En büyük erdem yanlışta ısrar etmemektir. Devlet, aile ve ebeveynler olarak hata yapma lüksümüzün bulanmadığı bilinciyle gençlerimizden önce biz kendimizi hesaba çekme cesaretini gösterebilmeliyiz. Bu konuda atacağımız samimi adımların bizi gençlerin dünyasına daha çok yaklaştıracağına inanıyorum. Biz örnek olursak, biz iyi örneklerin güzel örneklerin yolunu açarsak bu ülkenin gençlerin, Kandil'deki terör baronlarının, Pensilvanya'daki şarlatanın, televizyon kanallarında sazlı sözlü program yapan ekran soytarılarının ağlarına düşmeyecektir."

"Gençlere Veda Hutbesini okumalarını tavsiye ediyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere seslenerek, sözlerine Hazreti Nebi'nin Aleyhissalatu Vesselamın bir yolculuk esnasında arkasında oturan genç yeğeni Abdullah Bin Abbas'a yatığı tavsiyeleri aktararak devam etmek istediğini söyledi.

Gençlerin buna çok dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, tavsiyeleri şöyle sıraladı:

"Delikanlı Allah'ı gözet ki Allah da seni gözetsin. Bir şey istediğinde Allah'tan iste. Şunu bil ki bütün insanlar sana fayda vermek için toplansa Allah'ın takdiri dışında bir yardımları olamaz, bütün insanlar sana zarar vermek için toplansa, Allah'ın takdiri dışında sana hiçbir zarar veremezler. Bu konuda kalemler kaldırmış, sayfalar kurulmuştur. Bu kutlu öğütlerin hepimizi, bilhassa da hayatın cazibesine, dünyanın albenisine daha çok muhatap olan genç kardeşlerime rehber olmasını diliyorum. Genç kardeşlerime, Sevgili Peygamberimizin Veda Hutbesini sürekli olarak okumalarını da tavsiye ediyorum. Buradaki her bir kardeşimin, Kuran'ın ve Peygamber Efendimizin Aleyhissalatu Vesselamın müjdesine mazhar olarak, hesap gününde arşın gölgesinde toplanacak kimseler arasında yer alacaklarına inanıyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığını, düzenlediği güzel program için kutladığını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu vesileyle özelikle diyanet camiamızı birlik ve beraberlik içinde daha yoğun bir çalışmanın içerisinde olmaya davet ediyorum. Diyanet İşleri Başkanlığımızı siyasi tartışmaların malzemesi yapma girişimlerini tasvip etmediğimi belirtmek istiyorum. Diyanet camiamızı üzecek, milletimizle diyanet mensuplarının arasını açacak tartışmaların hiç kimseye bir faydasının olmadığını düşünüyorum. Bir kez daha sevginin, rahmetin, merhametin, yoksulların, yolda kalmışların mazlumların ve en başta gençlerin peygamberi Resul-i Kibriya Efendimizi, kemal-i edeple yad ediyorum. Milletimizin ve tüm ümmeti Muhammed'in pazartesi gecesi idrak edeceğimiz Leyle-i Mevlidini şimdiden tebrik ediyorum.”

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş

Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş ise 2018 yılı Mevlid-i Nebi Haftası’nın temasını “Peygamberimiz ve Gençlik” olarak belirlediklerini söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Mevlid-i Nebi’nin Peygamberimizin şahsında insanlığın yeniden doğuşunu ve aydınlık geleceğini ifade ettiğini kaydetti.

Peygamberin gelişiyle cehaletin, zulmün hâkim olduğu, güçlünün zayıfı ezdiği bir toplumun ilmin, adaletin, şefkatin aydınlığında asr-ı saadete dönüştüğünü ifade eden Başkan Erbaş,  “O’nun gelişiyle, bireysel, toplumsal ve evrensel düzeyde, zihin, fikir ve ahlak planında tarihin en büyük inkişafı ve inkılabı yaşanmıştır” diye konuştu.

Başkan Erbaş, “Mevlid-i nebiyi anmak, aynı zamanda, savaşlar, yoksulluk ve ümitsizlik gibi devasa sorunların kuşattığı yeryüzünü yeniden adalet, merhamet ve muhabbetle tanıştırmanın yolunu ve yöntemini anlamaktır” dedi.

“Sünneti göz ardı ederek İslam’ın anlaşılması ve yaşanması mümkün değildir”

Peygamberimizin sünnetinin, Kur’an-ı Kerim hayata dönüşmüş şekli olduğuna vurgu yapan Başkan Erbaş, “Kur’an’dan sonra İslam’ın ikinci temel kaynağıdır. Dolayısıyla Peygamberimizin sünnetini göz ardı ederek İslam’ın anlaşılması ve yaşanması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Başkan Erbaş, gençliğin bir milletin geleceği, en büyük imkânı ve zenginliği olduğunu belirterek,  “Gençlerini ihmal edenler geleceklerini imha etmiş olurlar” şeklinde konuştu.

Diyanet İşleri Başkanlığı olarak gençlik hizmetlerine özel bir önem verdiklerini dile getirenn Başkan Erbaş, şöyle devam etti:

“Camilerimizde “Diyanet Gençlik Merkezleri” kuruyoruz. 81 il ve 922 ilçede toplamda kadın-erkek ‘Gençlik Koordinatörü’ olarak görevlendirilen 2 bin altı hocamız başta olmak üzere bütün görevlilerimizle, okullarda, yurtlarda, seminerler, yarışmalar gibi etkinliklerle gençlerimize buluşuyoruz. Doğu ve Güneydoğudan gençlerimizi ‘Yazımda Kardeşlik Var’ diyerek büyükşehirlerimizde yaz kamplarında ağırlıyoruz.

Kur’an kurslarımızdan Aileye ve Dini Rehberlik Bürolarımıza, Kadın, Aile ve Gençlik Merkezlerimizden Sosyal ve Kültürel içerikli din hizmetlerine, gençlerimize yönelik rehberliği daha özel bir şekilde planlamaya çalışıyoruz.

Gençlik ve Spor Bakanlığımızla işbirliği içinde Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda görevlendirilen 569 manevi danışman hocamız gençlerimize hizmet ve rehberlik etmektedir. Aynı şekilde ilgili bakanlığımızın “Yaz Gençlik Kampları” etkinliklerinde hocalarımız gençlerimizle buluşmaktadır.”

“Geçlerimizi bilgi, hikmet, ilim ve irfan yolunda desteklemeye çalışıyoruz”

Başkan Erbaş, bin civarında öğrenci evi ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın bünyesindeki 32 öğrenci yurdunun sayısını arttırmaya çalıştıklarını kaydetti.

"'Gençliğe Değer' projesi ile '10 Gencimiz 10 Hocamıza Emanet' sloganıyla gençlerimize hizmet seferberliği başlatıyoruz” diyen Başkan Erbaş, “İl buluşmalarımızda gençlerimize mutlaka zaman ayırıyoruz. Başta üniversitelerimiz olmak üzere okullarda gençlerimizle buluşmalar gerçekleştiriyoruz. ‘Bilgiden Bilince’ konulu konferanslarımızla geçlerimizi bilgi, hikmet, ilim, irfan yolunda desteklemeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Başkan Erbaş, “Dini istismar eden terör örgütleriyle mücadele kapsamında özellikle gençlerimize yönelik bilinçlendirme çalışmalarımız ve zararlı alışkanlıklarla mücadele alanında manevi rehberlik çalışmalarımız devam etmektedir” dedi.

Tüm gençlere çağrıda bulunan Başkan Erbaş, “Bütün gençlerimizi, gençlik merkezlerimize, aile ve dini rehberlik bürolarımıza, KYK’larda oluşturduğumuz manevi rehberliklerimize, müftülüklerimize davet ediyorum. Başkanlığımızın merkez ve taşra teşkilatında bütün kapılarımız gençlerimize her zaman açıktır. Bütün görevlilerimiz, hocalarımız sizlerle tanışmaktan onur duyacaklardır” diye konuştu.

“Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu”

Başkan Erbaş, gençlere Peygamber Efendimiz gibi yaklaşmanın önemine dikkat çekerek, “Eğer bugün gençliğin heyecanıyla İslam’ın hakikatleri buluşursa dünya güzelleşecektir. İşte bu gayeye matuf olarak, Mevlid-i Nebi Haftası’nda ‘Peygamberimiz ve Gençlik’ konusunu etraflıca ele alacağız” ifadelerini kullandı.

Başkan Erbaş 23-25 Kasım tarihlerinde İstanbul’da, “Peygamberimiz ve Gençlik” başlığıyla  “Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu” düzenleyeceklerini söyledi.

Başkan Erbaş, Diyanet’e verdiği destek için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yemen’in yardım çığlığına (TDV)  sessiz kalmıyor.
Yemen’in yardım çığlığına (TDV)  sessiz kalmıyor.
BASIN AÇIKLAMASI
BASIN AÇIKLAMASI