Reklam

Hafızın Günlüğünden

Yalova İl Müftülüğü Yatılı Kız Kur'an Kursu öğrencisi olan Zeynep Büşra Atalay "Hafızlığın Günlüğünden" konulu bir yazı kaleme aldı.

09 Haziran 2018 - 11:35

Hafızın Günlüğünden……………………

Bahçeye çıktı derin bir nefes aldı. Elindeki Kur’anına sarıldı. Bir iki üç derken hıçkırmaya başladı. Sesini kimseler duymasın diye ağzını kapatarak daha güçlü sarıldı bu sefer. Omuzlarındaki kutsal davanın yorgunluğu değildi, aslında. Davanın hakkını verememe korkusuydu. Sildi gözyaşlarını yeniden besmele çekerek başladı sayfalarına… Bu sefer hocanın çizdiği hatalar takıldı gözlerine. Durdu dünyası sanki! Sayfalar ıslandı gözyaşlarıyla… Islanan sadece sayfaları mıydı? Ya yüreği ya hayalleri!.

Âşık kolay sevdaya talip olsaydı eğer, âşık diye anılmazdı, diye düşündü biran. Öyle bir sevda seçeceksin ki kendine, kanınla yıkanacak damla damla, kırık vecizelerine işlenecek ruhuna. Tam mecalim kalmadı dediğin anda hülyası görünecek şöyle bir karşında, koşacaksın aynı aşkla peşinden diye konuştu kendi kendine. Sarılacaksın Kâbe’ye, Mecnun gibi “daha fazla Ya Rab bu aşktan” diye yalvaracaksın. Zamanın Hacer’i olacaksın ve inanacaksın aşkı yaratan Rabbine. Hz. Sare gibi niyazda bulunacaksın dua dua bir hayalin sıcaklığına. Tam gözlerini kapatıp umutsuzluğa kapıldığında, Tapduk’un kapısından hikmet yok diye giden Yunus gelecek aklına. Duracaksın o vakit sevdanın zemheri soğuğunda. Elif misali Vav’a dönüşeceksin. Teslim olacaksın bu sevdaya hafız. Sayfalar olmuyor diye mi bu figanın. Olur elbet hak kapısını zorlamaya devam et. Talip olduğun dava zor. Hafızlık bu, zor tabi ki ama mükâfatı çok unutma…

Hafızlık 3 dualı kapı…

Hafızlık sonu gelmeyen rüyalar…

Hafızlık cenneti kendine âşık ettiren yar…

Hafızlık İbrahim’in(as) hatırası Muhammet(sav) mirası…

Hafızlık zümrüdü anka…

Bu sefer elleriyle gözyaşlarını silerek dalıverdi uzak diyarlara. Annesi düşüverdi aklına. Saat sabahın 6’sı. Annesi kesin uyuyordur. Bilse kızının bu saatte ağladığını içi parçalanırdı. Halbuki gece de kalkmıştı ders çalışmaya. Ama olmayınca olmuyordu bazen ders. Sonra aklına kursa geldiği ilk günler geldi. Masmavi bulutların, sımsıcak yaz sabahlarına veda şarkısını çaldığı günlerdi o zaman. Mevsimlerden sonbahar araladı kapılarını. Yağmurların damla damla sıcaktan kavrulan toprağı ferahlattığı zamanlardı. Yıllar sonra ilk defa Kur’an Kursuna gidiyordu. İçinde sonu gelmeyen sorular. Bahçe kapıları açıldı. Aslında hafız olmak isteyip istemediğini tam olarak da bilmiyordu. Almıştı pembe Kur’anını ve bavulunu düşmüştü aşk yoluna. Evinden kilometrelerce uzaktaydı. Tanımadığı insanlar vardı burada ama belki de zamanla kardeşleri gibi olacaktı. İmam Hatip Lisesinden mezun olup gelmişti. Kur’an’ı az çok biliyordu. Ama Kursta hiç bilmiyormuşçasına cüzden başladı. Ufak adımlarla başlayan hayaline koşarak gitmekti niyeti. Gördüğü her bir rüya daha da bir yakınlaştırıyordu onu hayaline. Ve sonunda aşk diye kirpiklerinde vuku buluyordu. Hafızlık hazırlık öğrencisiydi daha. Bir gün sınıfta çalışırken bir anons duydu.

“Hafızlık nedir bilir misin?”

“Hafızlık her bir zerrede yanmaktır.” Arkasından bir fon, önce ne olduğuna o da arkadaşları da anlam veremedi. Sonra içeri bembeyaz kıyafetli, elinde bir tepsi lokumla hafız girdi. İkram etti lokumları. Helalleşti arkadaşlarıyla. Hafız olduğunu duyurdu tüm kursa… İşte böyle filizlendi bu sevda yüreğinde. Salavatlarla giren hafızlar gördü cemiyetlerde. Tutamadı gözyaşlarını ağladı. Ruhunda esen hasret rüzgârlarına meşale oldu hafızlığı. Başlamıştı o da ezbere. Bir iki üç derken dönüşü yükseliyordu. Gittikçe sayfaları artıyor ve zorlanıyordu. Bir masa bir sıra nedir ki bir öğrenci için normalde. İşte hafız için o masa da o sıra da evdir sığınaktır. Dersini veremez yerine geçip oturur orada Kur’anına bakarak ağlar. Hocasından azar yememek için orada saklanır.

Arkadaşına küser orada içindekileri kâğıda döker. Günün her bir saati onun için bambaşkadır. Bazen evinde tamah etmediğine kursta el açarsın. Sevmediklerin orada değerli olur. Gecenin üçü herkes uykudadır sen sayfalarının başında nöbettesindir. Yarı uykulu yarı uyanık dersini sağlamlaştırırsın. Bir arkadaşın evine gider, sen ardından öylece bakarsın. Paylaşmayı, sevmeyi, sevilmeyi, fedakârlığı öğrenirsin. Önünde ayet ayet sayfa sayfa ezberlemeye yemin ettiğin kuranın her gün hafız yolcusuna başka bir ders verir. Dersim oldu diye böbürlenirsin hocanın rahlesi karşısında en kolay sahife bile diline dökülmez. O zaman anlarsın böbürlenmek şeytandandır. Gözyaşlarınla ödersin yaptığın nefsani duygunun bedelini.

Bazen sayfalarına zor dersin Rabbim öyle bir okutturur ki sayfalarını, sen bölük bölük heyecanınla bir bütün olursun son sayfanda. Günler geçsin bitsin de, hafız olduğun o müjdeli bahar gelsin istersin. Serpiştirdiğin neşe tohumlarının gelip yanağına konmasını istersin. Hasretsindir son ayete son sayfaya. Bunca çabalar bundandır. Bunca ağlayışlar, tebessümler, hacet namazları ve teheccüt namazlarındaki en büyük duan kabul olsun istersin. O gün gelir, bu sefer de nasıl ayrılacağının telaşı kaplar yüreğini. 

Koskoca bir sevdayı sığdırmaya niyetli olan kalbin son ayeti şimdi nasıl sığdıracak sinesine. Düşünürsün ayrılığın hazin acısını parça parça avuçlarında. Bir kor düşer içine İbrahim’i yakan ateş seni de yakmaya niyetlenir. Yandıkça var olmaktır istediğin hafızım bilirim. Beklediğin muştulu gün gelir cennet kokularıyla bezenmişçesine.. Bir kelebek kanadıyla taşır seni sonsuz ukbalara. Oturursun hocanın rahlesinin tam karşısına, koyarsın Kur’anını başlarsın yol arkadaşınla vedalaşmaya.

Her bir ayetin bin vuslata çıkar da, sen daha bilemezsin. Gözlerin buğulanıverir son ayette bırakıverirsin köle tuttuğun gözyaşlarını kadife geceye. Artık görmek istersin Mekke’yi Medine’yi Kabe’yi son sayfalarında. Bir rüya konuverir omuzlarına… Avuçlarını tutar bir Allah dostu “Duaların da kabul oldu başka nedir Rabbinden dileğin?” diye, Hak katında sorar. Rüyanın en derinliklerinde bile toplayabildiğin birkaç kelimeyle “Hafızlığım” dersin. Haykırışların, ağlayışların bitiverir bir anda sanki. Halbuki ne dönemeçler atlatmıştı bedenin. Tüm zor gecelerine son ayetinle kandil tuttun. Karanlığa inat ilerledin. İçten haykırışlarının kabulüydü hafızlığın. Hıçkırıklarının dizlerine uzanan teslimiyetiydi. Evladını bekleyen anne gibiydi bekleyişin. Sabırla, aşkla, merhametle. Ey hafız, hafızlığın mübarek olsun. Ezberlediğin ayetler ayet ayet mahşerde şahidin olsun. Dilerim ki ötelerde sırat senden çekinsin. Mizan yüreğinde tartılsın. Avuçlarında cennet ağaçlarının meyveleri bir bir hayat bulsun.

Hafızlığın kutlu olsun.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Mehlika
    1 hafta önce
    Kalemine yüreğine sağlık kardeşim. Pek kıymetli ve duygu dolu bu satırlar okurken huzunlendiriyor insanı.
  • Rıdvan Candar
    1 hafta önce
    Zeynep Büşra Tebrik ediyorum.Bu yolu Kur'anın içinden İlhamlar alarak adım adım yürüyüşün,İlmek ilmek dokuyuşun,Çok duygu***dırdı beni. Bir Hamil-i Kur'an'dan Çok fazlası olacağının önemli ipuçları var yazında. İhlaslı bir hafize,İyi Bir İslam davetçisi,Hz.Fatımanın,Hz.Zeynebin Misyonunu taşįman için duacıyım. 11 yaşında Bir hafızlık Öğrencisinin Babasıyım. (BÜŞRA ZEYNEP KIZIMIZIN YAZISINI OKUYUPTA NASIL YORUM YAPMADAN GEÇİLİR?HAYRET...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Başkan Erbaş dan Ankara Valisi Ercan Topaca’ya ziyaret
Başkan Erbaş dan Ankara Valisi Ercan Topaca’ya ziyaret
ERBAŞ;“Arakanlı 5 bin aileye iftar verildi”
ERBAŞ;“Arakanlı 5 bin aileye iftar verildi”