Yrd.Doç.Dr.Ahmet Emin SEYHAN

Yrd.Doç.Dr.Ahmet Emin SEYHAN

Mezarlıklardaki Korkunç İsraf

09 Ekim 2016 - 00:40

Uzunca bir süredir mezarlıklarda gördüğüm mermer israfını değişik vesilelerle anlatıyor ve insanları uyarıyordum. Ancak bu ikazların yazılı hâle gelmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi artık bir zorunluluk olmuştur. Zira söz uçuyor, yazı ise kalıcı oluyor.

2016 yılı Kurban Bayramı vesilesiyle gittiğimiz baba ocağında “birbirinden etkilenen insanların yakınlarının mezarlarını mermerden yaptırma yarışına girmelerine şahit oluşumuz” bizi bu yazıyı bir an önce yazmaya sevk etmiştir.

Görünen o ki, mezar taşlarının yerini artık mermer yığınları almaya başlamıştır. Önceleri dikilen bir tek mermer parçası yeterli iken şimdilerde şatafatlı lahitler, çok katlı mezarlar, görkemli türbeler inşa edilmeye başlanmıştır. Bütün bunlar, tam anlamıyla bir israftır. Kaynakların boşa harcanmasıdır. Milli servetin heder edilmesidir. Ayrıca bu, bir çevre felaketidir. Doğayı tahriptir. Toprağa ve yeşile saygısızlıktır. Tek kelime ile israftır. Vebali de büyüktür. Acilen bu israfa ve çevre kirliliğine bir son verilmelidir.

Sadece şehitlere özgü olması gereken bu uygulama haddini aşmış ve toplumun her kesimini kapsar hâle gelmiştir. Bu kötü gidişata birilerinin dur demesi gerekmektedir. Bu konuda öncelikli görev; Diyanet İşleri Başkanlığına düşmektedir. DİB, bununla ilgili bir açıklama yapmak ve toplumu doğru bilgilendirmek zorundadır. Nitekim son günlerde yapılan “taburede namaz” konusundaki açıklama yerinde ama gecikmiş bir karardır. Mermerden yapılmış mezarlar konusunda yapılacak açıklama daha fazla geciktirilmemeli, acilen yapılmalı ve kamuoyu net bir şekilde bilgilendirilmelidir. Aksi halde vakit çok geç olacak, şehirlerin ve köylerin mezarlıkları mermer yığınlarıyla dolacak, yeşil alanlar azalacak, çirkin görüntüler çoğalacak ve maddi kaynaklar boş yere tüketilecektir.

Oysa bilindiği üzere önemli olan; mezarın dışı değil, içidir. Yani; salih amellerle oraya yatırım yapmayan bir adamın/ kadının mezarının muhteşem olması hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Çünkü bir kâfiri/ müşriki/ münafığı veya kötü amel sahibini gösterişli bir mezar asla kurtaramaya yetmeyecektir. Kalbini/ ruhunu sağlam ve sarsılmaz bir imanla ve hayatını da salih amellerle doldurmayan/ süslemeyen birisinin mezarının mermerden olması “her ne kadar geride kalanları biraz memnun etse de” ölene hiçbir katkı sağlayamayacaktır. Zira öldükten sonra da amel defterine sevapların gelmesini sağlayacak hayırlı bir iş yapmak yerine, parayı mermerden yapılmış çok katlı mezara harcamak son derece yanlıştır.

Bu bakımdan mezarlıklar, mermerlerle değil ağaçlarla ve kuş sesleriyle dolu olmalıdır. Mezarlıkları mermere boğmak ve tabiatı bu denli kirletmek doğru değildir. (Bu arada mezarlıklarda hoparlörden Kurân-ı Kerîm okutmak/ yayını yapmak ise, tam bir fecaattir/ felakettir. Kurânın hukukuna tecavüzdür. Kurân asla bunun için gönderilmemiştir. Bu, haddi aşmaktır. Bu, kötü bir bidattir. Ehil kimselere danışmadan iyi bir iş yaptığını zanneden bazı belediye başkanlarının yaptığı bu uygulama, son derece çirkin, sakat ve problemlidir. Bu tür çokbilmişler, açtıkları kötü çığırdan dolayı kesinlikle sorumlu olacaklarını bilmelidirler. Ayrıca bu tür sorumsuz icraatlara imza atanlarla mücadele etmeyen ya da teşvik eden din adamları da büyük bir vebal altında kaldıklarını bilmelidirler.)

Diğer taraftan dünyanın değişik yerlerinde insanlar açlıktan ölürken, İslama dört bir koldan saldırılırken, gayr-i müslimlere “İslâm veya müslüman” denilince korkudan kaçacak delik ararken, müslümanları duyulan kin, nefret ve öfke her geçen gün artarken, batı medyası İslam dinini “terör”le bir ve eşit göstermek için canhıraş bir gayret gösterirken ve İslamofobi sürekli tırmandırılırken tüm bu sorunların çözümü için kullanılması gereken maddi kaynakların bu şekilde israf edilmesi acaba doğru mudur?

Sonuç olarak, gösteriş maksadıyla ve “desinler mantığı” ile mezarlıkları mermer yığınları ile doldurmak caiz/ doğru/ isabetli/ uygun değildir. Mermerler, çok daha güzel alanlarda değerlendirilmelidir. Bir taşın üzerine o mezarın kime ait olduğunun yazılması yeterlidir. Zira mezarlıklar hem ölümü hatırlatan hem de şehrin nefes aldığı yeşil alanlar olarak kalmalıdır. Bu konuda herkes üzerinde düşen vazifeyi yapmalı ve mermerden mezar yapımına derhal son verilmelidir. (07.10.2016)

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Emin SEYHAN                     

Kafkas Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar