Reklam
Yrd.Doç.Dr.Ahmet Emin SEYHAN

Yrd.Doç.Dr.Ahmet Emin SEYHAN

Anlayış Kapasitesi ve Sefihlere Verilen İbretlik Bir Cevap

17 Şubat 2018 - 13:14

Anadolu’nun manevî mimarlarından Şeyh Ebu’l-Hasan el-Harakânî (ö. 425/1033), on asır evvel dergâhında binlerce talebe yetiştiren ve insanların gönüllerini Allah ve peygamber sevgisiyle doldurmaya çalışan tahkik ehli bir mutasavvıftır. İslâm’ın müslümanlara sunduğu değerlerin mücessem halini yansıtan el-Harakânî, kendisinden sonra gelenlere ilim ve irfan noktasında kaynaklık eden ve düşünceleriyle pek çok kişiyi etkileyen bir âlimdir. Nitekim Yusuf Hemedânî (ö. 535/1140), Ahmet Yesevî (ö. 562/1166), Hacı Bektâşi Velî (ö. 670/1271) ve Hacı Bayram-ı Velî (ö. 833/1429) gibi gönül sultanları onun öğretisini takip etmişlerdir. Gönüller sultanı Mevlânâ (ö. 670/1271) manevî mürşidi kabul ettiği el-Harakânî’den “bilgeler bilgesi” diye söz etmiş, pek çok şeyi ondan öğrendiğini ifade etmiş ve Mesnevî’sinde menkıbelerini anlatmıştır. Şems-i Tebrîzî de (ö. 645/1247) Makâlât adlı eserinde ondan sitayişle bahsetmiştir. 

Kars’ta medfûn bu büyük zatla ilgili bir âlimin naklettiği şu anekdot oldukça dikkat çekicidir: “Ebû Hasan’a bir mesele sordum. Dedi ki: ‘Bir günde yetmiş (defa), bir gecede yetmiş kere ölüp, kırk yıl bu şekilde yaşayarak (kafa patlatılarak/ emek sarf edilerek/ ter dökülerek/ bedel ödenerek/ zaman harcanarak) ulaşılan bir makama (bilgiye/ fikre/ düşünceye/ irfana/ derinliğe/ anlayış kapasitesine) erdiğin zaman ancak bu meselenin cevabını anlayabilirsin, şimdi değil!” (Attâr, Ferîdüddîn, Evliya Tezkireleri, Çev.: Süleyman Uludağ, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2007, s. 618)

Görüldüğü üzere el-Harakānî, bu sözüyle o âlimi uyarmış, ilmiyle amel etmenin, ihlasın, inandığı ve değer verdiği konuya odaklanmanın önemine dikkat çekmiştir. Ona göre sürekli ölümü düşünmek, öleceğini derinden hissetmek, uzmanlaştığı alanda beyin zonklatmak ve uzun yıllar bu şekilde vakit geçirmekle bazı şeyleri anlamak, mesafe kat etmek ve manevî dereceler elde etmek mümkün olabilir. Nefsin terbiyesi, sağlam bir muhakeme yeteneğinin elde edilmesi veya anlayış kapasitesinin artırılması göründüğü kadar basit ve kolay değildir. Bu yolda yaşanan sıkıntıları veya söylenen derin hakikatleri kavrayabilmek için de çok ciddi bir emek gerekir.

Sonuç olarak, el-Harakānî’nin bu sözüne bakarak anlatılan bazı hakikatleri anlamakta zorlananların yahut anlamamakta ısrar edenlerin dönüp kendilerine bakmalarının, “kendi anlayış seviyelerini/ kapasitelerini gözden geçirmelerinin ve sağlıklı tefekkürün hakkını vermeye başlamalarının” uygun olacağı söylenebilir. (16.02.2018)

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Emin SEYHAN                     

Kafkas Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar