Osman DOĞAN

Osman DOĞAN

DİYANET VE DİYANET-SEN

24 Mart 2017 - 08:50

Diyanet alanındaki sendikalar, bugünlerde eleştiri konusu yapılmak isteniyor. Sendikaların çokluğu laçkalık oluşturdu diyenler var, Sendikaların çokluğu kavga ortamı hazırlıyor diyenler var.

Ve sendikaların çokluğu birlik beraberliğe zarar veriyor diyenler var.

Bu ifadelerin hepsini kullananlar, Diyanet İşleri Başkanlığına yapılan saldırırlar karşısında en ön safta olan sendikayı görmek istememekteler.

 Diyanetime Dokunma- Diyanetim Sensin diyenleri göz ardı ediyorlar. Diyanet alanında yapılan bütün saldırıların karşısında en ön safta olan din görevlilerini görmek istemeyenler, kavga var dostlar diyerek yaygara koparmaktalar.

15 Temmuzda meydanlarda olan Din görevlilerini, sendikal ayırıma tabi tutmak büyük bir edepsizliktir.

Fakat 16 Nisan için Taşın altına bedenini koyan ile, renksiz, tatsız, tuzsuz ifadeler ile EVET diyemeyen Diyanet alanındaki sendikaların ,15 Temmuzda yaşanılanlar ile tutarsız olduğunu bilmeniz gerekir.

Her sendikanın kendilerine göre bir eylem planı tabi ki vardır. Mesela eski sendikalardan olan KESK 16 Nisan için HAYIR diyeceğini açıkladı. Açıklamakla kalmadı bu alanda gerekli çalışmalar içerisine girdi.

Ülkücü camianın bilinen sendikası KAMU-SEN, MHP´nin yenilikçi ayağı olan Meral Akşener, Sinan Ogan, Koray Aydın  gibi düşünerek HAYIR dediler.

Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk´un HAYIR demesini anlaşılır bulamayan bazı kişiler, bu sendikaya saldırdılar. Evet demekte, Hayır demekte bir iradedir. Bunu bu şekilde anlaşılır bulamamak ise ciddi bir sıkıntıdır.

Kamu Sen´e Bağlı olan Türk Diyanet Vakıf Sen bazı açıklamalar yaptı. Ne evet dediği belli olan, ne de hayır dediği belli olan bu düşünce şekli, özelde bağlı bulunduğu konfederasyonuna karşı uygulanan yanlış bir tutum olarak gözlemlendi.

Klasik bir tabirle biz üyelerimizin vermiş olacağı kararın arkasındayız diyen Türk Diyanet Vakıf Sen yöneticileri, kendileri için ne diyeceklerini net bir dille açıklayamadılar.

 Eğer ki üyelerinin vereceği kararın arkasında iseler, KAMU-SEN Genel Başkanı neden HAYIR diye açıklama yaptı? Burada İsmail Koncuk´un neden HAYIR dediğini eleştirmiyorum. Bakış açısı, mantığına uyan ya da uymayan durumlar karşısında net bir dille HAYIR diyen İsmail Koncuk´u tebrik ediyorum. Önemli olan düşüncelerini mantığına aykırı gelse bile açıklayamayan liderlerin KAMU-SEN yönetimine uymadığıdır. Birileri kendi doğrusunu savunurken, birileri bu doğruyu savunmak yerine, geçiştirmekle meşkul.

Diyanet alanında görev yapan sendikaların da, Diyanet İşleri Başkanlığının da kimseyle bir sorunu yok! Aslında Dünyanın Diyanet İşleri Başkanlığı ile Din diyen herkesle sorunu var ama , Diyanetin yok!

Sorun aramaya, kavga zemini oluşturmaya çalışmak giyilen cübbeye, edilen duaya da aykırıdır. Bir sendika başkan yardımcısının ‘-birileri şu kişileri üzerimize salıyor´ demesiyle kavga  var diyorsanız, kavga ifadesini en fazla kullananı ve kavga etmesini bileni gözlemlemeniz gerekecek.

Değerleri olan, haysiyeti olan, peygamber mesleğini icra eden birilerinin, yalanla, iftira ile, haysiyet yoksunluğu ile işi olmaz, olmamalıdır.

Daha fazla sendikaya sahip olmak daha fazla ses olacağı anlamına gelmez. Çünkü yetkili olan sendika görüşmelerini resmi çerçevede, diğerleri ise dilek ve temenni içerisinde gerçekleştirir.

İlk defa duyulacak bir ifadeyi kullanıyorum; Sendikacılık alanında dernek gibi işleyişi olan bir sendikanın, parayla satın alındığını biliyorum. Bu işi bir rant kapısına çeviren de var, ekmek teknesi yapanda, gerçekten bu milletin derdiyle dertlenen de.

Bu yüzden sapla samanı ayırt etmeyenin herkesi sap olarak görmesini hakkaniyet kapısında takılmak olarak görürüm.

Bu sebeple klavyenin başına oturup, aralıklarla suyu bulandırmaya kalkan klavye delikanlılarının öncelikle ne şekilde orada olduklarını açıklamaları gerekir.

Adamlar küçük bir sendikayı satın alır, gider başına oturur, tek yaptığı şey, ayda yılda bir klavye delikanlılığına soyunup eleştirmektir.

Bunu okuyan yorumcular  hurra, Diyanete ve yetkili sendikaya saldırır.

Adamlar haberlerde cami basanlar olarak dava edilir, dava edenle edilenle zerre ilgisi olmadığı halde, suçlu yine Diyanet-Sen denir.

Adamlar üye kaybeder, sebebi Diyanet-Sen olur,

Türkiye gibisin Diyanet-Sen… Her koldan üzerine geldikleri halde, sen günden güne büyümekle meşgulsün…

Bildiğiniz gibi Diyanet İşleri Başkanlığında 120 Bin Sendikalı personel bulunmakta. Bu personelin tercih ettiği sendikaları ve sendikalaşma oranını  şu şekilde sıralaya biliriz.

Diyanet-Sen 82 Bin Üyesi bulunan bir sendika, Sendikalaşma oranı % 80´in üstünde.

Türk Diyanet Vakıf Sen 13 Bin üye,  Sendikalaşma oranı % 10´un üzerinde.

Diğer 16 tanesi  ise 10 Binin altında olan sendikalar.

Burada demokrasiden bahsetmemiz gerekiyor mu? Gerekiyor.

Eğer ki diğer 16 sendikanın üye oranları ile  birinci  ve ikinci sırada olan sendikanın oranları bir birine yakın olsaydı, bir nebze anlaşılır bulurdum.

Fakat yetkili sendika 82 Bin. En yakın takipçisi ise 13 Bin.

Şimdi suyu bulandırmak yerine, doğruyu konuşmaktır asli olan. Bu ifadelerimde hakkaniyetten ayrıldığımı düşünen, bencilce ifadeler kurduğumu düşünen, kalemini doğrudan yana kullanmadığımı düşünen her bir bireyle bu durumları tartışa bilirim.

Fakat mücadele  vermek yerine, mücadele hırsızlığına soyunmak yoksunluktur.  Bu ülkede Diyanet alanında tam 18 adet sendika vardır.

18 sendikada bulunanlar bulundukları yerlere göre farklı bir duruşa sahip olamazlar, sonuç itibariyle hepsinin din görevlisi olduğunu düşündüğümüzde hayata bakış açıları noktasında ufak nuasnlarla farklılık taşıyanlar farklı tercihlerde buluna bilirler.

Farklılık, zenginliktir. Farklılık lider olanı çalışmaya zorlamaktır. Farklılık Diyanet-Sen gibi 16 Nisan´da EVET diyeceğini açıklamaktır.

 Farklılık 16 Nisanda ne diyeceğini bilememek değildir…kaldı ki üyesi, gönül verenleri ne diyeceklerini merak ederken… vesselam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar