ONLİNE OYUNLARIN GÖLGESİNDE ÇOCUK VE OYUN
Reklam
Ayhan TOPÇU

Ayhan TOPÇU

EĞİTİM UZMANI

ONLİNE OYUNLARIN GÖLGESİNDE ÇOCUK VE OYUN

26 Eylül 2018 - 17:49

Hepimizin bildiği çelik çomaktan tutun da ip atlamaya, yakan topa kadar olan çocukluğumuzun oyunları, dijital çağın oluşturduğu bataklıkta kaybolmaya yüz tutmuş önemli sosyalleşme, bireysel gelişim ve kültürel aktarım unsurlarından biri olagelmiştir.

80’li ve 90’lı yıllarda sokaklarda rastlayabildiğimiz sokak oyunları ne yazık ki günümüzde teknolojik olanaklarla birlikte yok olmaya yüz tutmuş ve ancak nadir de olsa kırsal kesimlerde rastlanır hale gelmiştir.

Günümüzde dijital teknoloji, hayatımızın pek çok alanında işlerimizi kolaylaştırmakla birlikte aslında birçok zararlarının olduğunu da bilmek zorundayız. Teknolojideki bu ilerlemeden maalesef çocuklarda payını düşeni almaktadır. Dünyadaki çocuk sayısı, adeta aç kurtlar gibi para peşinde koşan teknoloji firmalarının iştahını kabarmakta ve kolay ikna edilebilen bu kalabalık, iş dünyası için cazip bir pazar olmaktadır. Bu bakımdan çocuklar için vazgeçilmez eğlence olan oyunlar, dijital dünyada geliştirilmekte ve hızla yayılmaktadır.  Öyle ki yetişkin pek çok kişi bile bu oyunların bağımlısı haline gelmiş durumdadır. Peki, gerçekten pedagojik olarak geliştirilen oyunlar da dâhil olmak üzere bu oyun ve uygulamalar çocukların zekâ seviyesinin artmasında ve gelişiminde etkili olmakta mıdır?

New York Times’da yayınlanan  E-Bay, Google, Apple, Yahoo ve Hewlett-Packard gibi teknoloji devlerinin çocuklarını göndermeyi tercih ettikleri okul, teknolojik bütün araç gereçlerden arındırılmış, klasik eğitim materyalleri ile eğitim-öğretim yapan Waldorf School of the Peninsula okuludur. İsteyen okurlar bunu araştırabilir. Öte yandan bu şirketlerden birinin üst düzey çalışanı, teknoloji konusundaki fikirlerini açıklarken kesinlikle bu tür akıllı tablet, telefon ve uygulamalarının çocukların zekâsını arttırmadığını daha iyi okumayı ve matematiği daha iyi öğreteceği fikrini çok komik bulduğunu belirtiyor. Çocukların dokunarak hissederek öğrenebileceği, el becerisini geliştirebileceği ve bedenini kullanabileceği ortamların zekâyı da öğrenme becerisini de daha iyi arttıracağını ifade ediyor.(1)

Finlandiya ve Japonya’da ilköğretim çağında uygulanan eğitim sistemi yukarıda anlatılanları doğrulayan pek çok uygulamaları içeriyor. Öte yandan elektronik araçların zararları tıp dünyasında ispatlanmış bilimsel gerçekler olarak karşımızda durmaktadır. Sağlık açısından obezite, göz bozukluğu, radyasyona maruz kalma, saldırganlık, tembellik, gerçeklikten uzaklaşma, asosyalleşme, teknoloji ve sosyal medya bağımlılığı gibi pek çok zararı bilinmektedir. Ancak günümüzde bırakın çocukları, yetişkinlerin birçoğu bile yukarıda eleştirdiğimiz hataya düşmekte ve bilinçsiz bir şekilde çocuklarını da bu yanlışa sürüklemektedir.

Kanaatimce şu serzenişi hepimiz hayatımızda yaşamışızdır diye düşünüyorum: “Eğitimci olarak yukarıda açıklamaya çalıştığım durumun farkında olmakla beraber sosyal etki, çevre faktörü ve çocuğun da yoğun isteği üzerine tablet almak gibi bir hataya düştük. Bir süre sonra çocukta kilo alma, saldırganlık, tembellik ve bağımlılık gibi olumsuz sonuçlarını görünce tableti elinden almak zorunda kaldık.” Değerli dostlarım, kısacası çocuklara tablet ve telefon vererek onları mutlu edebileceğimizi, öğrenme ve zekâ gelişimlerine katkısı olabileceğini düşünmemiz aslında pek de doğru bir düşünce değil.  Yaşadığımız olumsuz tecrübe ile gerçek anlamda bunun farkına vardık ama iş işten geçti.

O halde ne yapmalıyız?

Bu durumda yapılacak en güzel davranış çocuklarımıza bir zamanlar sokaklarda oynadığımız sokak oyunlarını öğretmek ve arkadaşları ile bu oyunları oynamalarını sağlamak olacaktır. Bu oyunlar, çocuklara kültürel bir miras olarak kalırken, ebeveynleriyle de ortak çocukluk anılarına sahip olmak gibi eşsiz bir deneyim edinme fırsatı sağlamış olacaktır. Öte yandan fiziksel, psikolojik ve sosyal yönden çocukların gelişimine pek çok katkı da sağlanmış olunacaktır.

Sokak oyunlarıyla çocuklarda paylaşma, cesaret, mücadele, rekabet, özgüven, girişkenlik, hakkını arama, liderlik, sosyal ilişki becerisi, sosyalleşme, iletişim becerisi, takım ruhu,  akran dayanışması, bedensel kinestetik zeka gelişimi, kültürel öğrenme, empati, yardımlaşma, yaratıcı düşünme becerisi gibi kişisel gelişime katkı sağlayan pek çok beceri ve ahlaki değerler kazanılmaktadır.

Üstelik sokak oyunlarının en güzel yanlarından biri de yüksek maliyet gerektirmemesidir. Çocuklarımızın iyi yetişip gelişebilmeleri için onları yaşıtlarından, parklardan ve sokaklardan uzak tutmayalım. Tablet, telefon, bilgisayar ve televizyonlara bağımlı, ruhsal açıdan mutsuz, çekingen; fiziksel açıdan şişman ve sağlıksız bireyler olarak yetiştirmeyelim. Unutmayalım! Sokak oyunlarında hayat var, can var.  Oynayalım, oynatalım.

Ayhan TOPÇU

Eğitim Uzmanı

 Kaynakça :

1-http://www.egitimpedia.com/dunyanin-en-sasirtici-egitim-sistemi-finlandiya/

2-dijital toplumda özel hayat/Eirik Lake

YORUMLAR

  • 0 Yorum